Ara
  • Figen Şahin Dağlı

“Biz neyi yanlış yaptık da bu çocuk böyle huysuz ve inatçı olmaya başladı?

1-3 yaş arası dönem çocuğun artık bebeklik döneminin bağımlı durumundan çıkıp kendinin ayrı bir birey olduğunu, kendi başına hareket edip kendini ifade edebileceğini fark ettiği bir dönem.

Özerklik dönemi dediğimiz bu dönemde çok sevimliler ama aynı zamanda da anne babalarını çok ama çok zorluyorlar. İtiraz etmeye, istediklerini elde etmek için tutturmaya, kendilerini yerden yere atıp ağlamaya çığlıklar atmaya başlıyorlar. Özellikle de dışarıda başka insanların olduğu zamanlarda bunu yaptıklarında aileler kendilerini çok kötü hissediyorlar. Herkes onlara bakıyor, onların anne babalığını kınıyor gibi hissediyorlar.

Takip ettiğim bebeklerin ebeveynlerinin bu dönemdeki ilk sorusu şu oluyor? “Biz neyi yanlış yaptık da bu çocuk böyle huysuz ve inatçı olmaya başladı? Siz de bu tarif ettiğim dönemdeyseniz ve benzer duyguları yaşıyorsanız cevabım şu: Merak etmeyin hiçbir şeyi yanlış yapmadınız. Bu bir gelişimsel dönem, aynı ergenlik gibi. Geçecek ama bu dönemi çocuğunuzun duygularını anlayarak, onu incitmeden geçirmeniz gerekiyor. Onunla iletişim kurmayı, duygularını anlamayı, anladığınızı da ifade etmeyi başarmanız gerekiyor.

Aynı zamanda sınır koymanız da çok önemli bu dönemde. Her şeye hayır demek değil bu. Çünkü çocuğunuzun beyin gelişimi çok hızlı bu dönemde. Herşeyi karıştırmak öğrenmek istiyor, merak ediyor. Merakını ketlemeyin. Zarar görmeyeceği ya da zarar vermeyeceği şeyleri karıştırmasına izin verin. Hatta onunla birlikte keşiflerinin keyfini yaşayın. “Evet bu bir biblo, maymun biblosu. Ne yapıyor maymun, ağzını mı açmış?” Zarar verebileceği ya da kendisi için tehlikeli olacak şeyler içinse basit bir iki kelimeyle sınır koyun: “Hayır bu cıss, çok sıcak dokunursan elin yanar”. Bu cümlenize beden diliniz de eşlik etsin mutlaka. Hayır dediğiniz konuda çocuğunuzun ilk hareketi gözünüzün içine bakarak o hayır denen şeyi yapmayı denemek olacaktır. Şaşırmayın. Sınırını deniyor. “Gerçekten hayır mı, yoksa biraz ısrar edersem kararları değişir mi?” İşte tam burada çok kararlı ve tutarlı olmanız gerekli. Eğer sevimliliğine kapılıp ya da “ağlamasın hadi vereyim” derseniz sınır aşılmış oluyor ve bir daha o konuda söz geçirmeniz çok zor. Eğer ağlayınca verebileceğiniz bir şeyse o istediği, baştan hayır demeyip vermek en iyisi. Yoksa “yeterince huysuzluk edersem istediklerimi elde ederim” deneyimine sahip oluyor.


Burada işe yarayacak birkaç ipucu:

-Bu dönemde dikkatleri kolay dağılabiliyor. Onunla inatlaşıp ağlatmak yerine vermediğiniz o eşyayı unutturmak için dikkatini başka bir şeye çekmek en kolayı. “aaa bak burada ne varmış gördün mü?” gibi

-Ağlayıp huysuzluk ettiklerinde kendinizi kötü anne baba gibi hissetmeyin. Unutmayın ağlamak onların öfke, hayal kırıklığı, engellenmişlik gibi hislerini ifade etmelerinin tek yolu. Bu duygular da yaşanması ve başetmenin öğrenilmesi gereken duygular. Küçükken bunları hiç yaşamayan, yani sınırları olmayan çocuklar erişkin yaşamlarında bu tip durumlarla baş etmekte, duygularını kontrol etmekte zorlanıyorlar. Sınırlar çocuk gelişimi için gerekli ve yararlı.

-Duygularını anladığınızı ifade etmek çok önemli. “Farkındayım buna çok kızdın” deyin. Lütfen “Bunda bu kadar ağlayacak ne var?” gibi duyguları reddeden cümleler kurmayın. Bu tip cümleler onu anlamadığınızın en iyi ifadesidir ve bütün insanlar gibi bu yaş grubu çocukların da en önemli ihtiyacı anlaşılmak ve olduğu/olmadığı her haliyle kabul edildiğini hissetmektir.


5 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör